Bluenotes

16/5/2008 - HAYAT - 6

 

Hayat nasıl çalıyor mutluluklarımızı farkındayım.

Yanıbaşımızdayken sevgili alıştırıyor bizi kendine hep varmış gibi, hep olacakmış gibi, yokluğunda çekilen özlemleri unutuyor insan. Veya kaybedince ne kadar özleyeceğini unutuyor.

 

Hayat nasıl çalıyor mutluluklarımızı farkındayım.

Çalışmak zorunda insan. Para diye bir şey icat olmuş. Kazanmak zorundasın. Zorunda olmak ne zor bir şeydir. Hayatının üçte birini para karşılığı başkalarına sattık dan sonra diğer üçte biri uykuya gidiyor. Ve kalan zamana sıkışıyor yol, yemek, alışveriş, aşk. Tabii yaşadığın günlük can sıkıcı bir sürü şeyden kurtulabilir, orasından burasından çekiştirilmiş duygularının arasından tertemiz bir coşkuyu bulabilirsen çıkarıp sunabilirsin içindeki aşkı ve insan olduğunu hatırlatan şeyleri.

 

Hayat nasıl çalıyor mutlulukları farkındayım.

“Anı yaşa” diyorlar

“Önemli olan bugün” diyorlar

Bunu herkes biliyor.

Laf işte… Boş…

Ben şu anı yaşamak istemiyorum ki.

Benim burada ne işim var?

Zorunda olmak, mecbur kalmak, ne kadar zor.

Bu hayatı hak etmediğini, neleri istediğini, nasıl bir hayat sürmen gerektiğini, bilmeme rağmen bir şey yapamamak. Üstelik zamanın ne kadar hızlı geçtiğinin farkında olmama rağmen.

Ne olacak kader mi diyeceğiz? Kabullenip boyun büküp bulunduğun şartlarda maksimum yapabileceklerini yapıp yetinecek miyiz? Zaten bunu yapıyoruz. Yapmak zorundayız, zorunda kalmak ne zor.

İşyerimin penceresinden gelip geçen insanlara bakıyorum. Hiç biri geçen zamandan tedirgin değil.

 

Hayat nasıl çalıyor mutluluklarımızı farkındayım.

Yan komşudan, paradan, çalışmaktan, kariyer den, ünvanlardan, trafikten kaçtım dağ başına yerleştim. İnsan kendini sıkan şeylerden kaçarken bile birçok sevdiği şeyleri de bırakmak zorunda kalıyor. Göze aldım. Hayat bir süre sonra benden intikam almaya başladı. Sinsice ve zalimce… Ben hayatla başa çıkamazdım.  Anladım…

Hayatımda sevdiğim her şeyi bir yere toparlayadım. Bilmeme rağmen, farkında olmama rağmen. Bumu hayat?

Herkes bir alışılmışın içinde, herkes kendisine dikilip verilmiş elbiseler içinde, herkes kendi rolünü ezberleme durumunda… Toplum gizli kurallar koymuş. İstediğin gibi olunca yadırganıyorsunuz ve herkes hayatla bir olup sizi bir kalıba sokmak için müthiş bir mücadeleye giriyorlar…Siz yalnız… Onlar çok güçlüler… Öğretilmişler… Alıp karasabanları yarıp geçiyorlar yüreğinizi… Hiç üzülmeden…  Sevgi kalmamış…

Az kaldı zaman. Hiç çok olmadı zaten. Bizde gideceğiz ve hiç hatırlanmayacağız. Biliyorum normaldir doğaldır bu son… ama

 

Hayat nasıl çalıyor mutluluklarımızı farkındayım.

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2008-05-23 23:58:46 - ...

Yazan: Melindunyasi
hayat çalıyor mutlulukları
tamam da..
mutluluk da hayatın içinde tanıştığımız bir his değil mi?

aklıma geldi işte...
Bağlantı

2008-05-20 23:29:11 - Öyle derin

Yazan: benmeral
Öyle derin bir sohbet varki bu yazıda yaşamla; dünle, bugünle, yarınla... Bazen yalnızlık elbisesi dikilir insana, öyledir ya çıplak olmaya alışık değildir insalnalr, birileri onlara bir elbise dikti ya onlar da çıplak sandıkları kişilere elbise dikerler. Yalnızlık elbisesi ise en kolay dikileni. Oysa bir bilebilseler kendi elbiseni kendi kalıbınla yapabilmeyi içini dışına koyabilmeyi ve duygularını aksesuar olarak kullanabilmeyi... Bu çok bilgelik gerektirirü yokuşa sürmeyi yokuş tırmanmayı... Yaşam her ne olursa olsun güzel olmalı kendi seçtiğin yolda, bazen yanında kimse olmasa bile, sar sarmala içine al götür onları da yanında, bırak elbiseleri ile nerede kalırsa kalsın vücutları...
Sevgiyle,
Bağlantı

2008-05-16 18:52:17 - Masum hayat...

Yazan: Flutperisi
Hayatın tüm bunlarda bir suçu yok,
kural koyucular insan olunca,
herşeyi beklemek gerekiyor,
cünkü insan bir söylediğini bir başka gün değiştirmeye,
inkar etmeye,dönüstürmeye yatkın bir varlık.

Onun için kimin kurallarıyla yaşadığımıza dikkat etmeliyiz.

"Toplum gizli kurallar koymuş. İstediğin gibi olunca yadırganıyorsunuz ve herkes hayatla bir olup sizi bir kalıba sokmak için müthiş bir mücadeleye giriyorlar…"


geçenlerde doktor birinin bloğunu okuyordum, (ki son okuyuşum oldu) sahile indiğinde yolda kokonalara ve başörtülülere rastlamadım diyordu entel bir havayla... ve bunun için mutluydu.

Düsündüm de," hayatın bir suçu yok," -insan insanın kurdu. olmakta başarılı...o kadar.
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Yalnızca kanatlarına güven

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

emins
pptyyldz
melindunyasi
nanekokusu
emekli assubay
maidenstower
hazirann
vili
benmeral
gathering
tabaki54
karya35
!-- muzik-->